Bu Blogda Ara

şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Nisan 2018 Perşembe

Sorular Gülümsetecek Cevaplarınızı Bekliyor…




 

 






















Soru 1

Sizce şiir, şairin gönlündeki gülümsemesinin dışa vurumu mudur?
 
Soru 2

Sizce şair, şiirleriyle zor yaşam şartları içinde kolay hayatı zora sokanlarla mücadele edilmesi gerektiğini anlatan mıdır?
 
Soru 3

Şair sadece kendi içsel sıkıntılarını ve ruh dünyalarındaki kırılmaları dile getiren midir, yoksa toplumda ki içsel sıkıntıları ruh dünyamızdaki eksikliklerini şiirleriyle anlatan mıdır?
 
Soru 4

Şair kendi iç dünyasını mı eserlerine yansıtmayı tercih etmiştir, yoksa toplumun iç dünyasını mı eserlerine yansıtarak yazmıştır?
 
Soru 5

Şair şiirleriyle, çevreye ters düşen toplumun vicdanını yaralayan yaşama bakış açısını bir nebze de olsa değiştirmek ve güzelleştirmek için şiirleriyle gülleri diken ve serpen midir?
 
Soru 6

Şair şiirleriyle dünyanın karanlık tarafını anlatırken onun karşısında yer alan aydınlık kısmıyla beraber anlatan gösteren, bu yola gönlünü koyarak sererek yola çıkan mıdır?
 
Soru 7

Şair hem kendi dünyasında hem de toplumun hem de bireysel insan ruhunda oluşturduğu boşluklar, bunaltılar ve huzursuzlukları tespit etmek için araştıran bu çarpıklığı tezat’ı tespit ederek yazan mıdır?
 
Devam Edecek İnşallah
Mehmet Aluç 

Monolog Röportaj-Şiir Bir Hayalin Kapladığı Umutla Gülümsemektir Tesellidir-





        
-Sayın Gülveren sizce şiir, şair için bir hayalin kapladığı umutla gülümsemeyle hayata uyum sağlaması mıdır? Diğer bir deyimle topluma okuyucusuna umut gülümsemeyle ruhunuzu sarsın bu gülümsemesi ile sizi sarsın demek için yazmak mıdır şiir?

-Aynen dediğiniz tam dediğiniz gibidir. Umut olmadan gülümseme olmadan insan yaşayamaz adım atamaz, ne kadar umutsuzluk karanlık olsa da, umut gülümsemesi ile o karanlığı kaplayan yok eden bir güneştir. Ümitsizlik yaralasa da umut her zaman eliyle sarar yaralarımızı, umudun hayali heyecanıdır şair için şiir, umutsuzluğun ruhumuzda açtığı derin yaraları sarmaktır şiir, hecelerin gülümsemesi ile sevgiyle sarılmanın güzelliğini hatırlatan dizelerle şiir. Şair önce kendisini bu terapi ile iyileştirir sonra toplumu okuyucusunu iyileştirir, yani bir taşla beş on kuş vurmaya benzer bundan daha güzel bir kazancı bulmak çok zordur mümkünde değildir. Orhan babanın da belki demek istediği de budur “Bir Teselli ver” derken. Orhan Babanın hoş görüsüne sığınarak yazıyorum.

Bir teselli ver,
Bir teselli ver,
Bu yalnız kalan mecnuna,
Bir teselli ver.
Bir teselli ver ey şair şiirlerinle

Sevenin halinden,
Sevenler şairler anlar,
Gel gör şu halimi ey şair,
Bir teselli ver şiirlerinle.

-Gerçek olan umuttan kopmadan yaşamak umut dolu hayallere sığınmak her zaman yaşamanın gülümseten kapısını açmaktır şiir gibi gülümseme sarılmak sarmak gibi, şiir aslında bir terapidir 
tedavidir vesselam.


Mehmet Aluç

10 Nisan 2018 Salı

“ZAMANE (GÜLCE Sone’m) “ Şiirini Eleştiriden Öte Anlamlı Anlaşılır Kılmak İçin Tahlil Etmek Bir Gülümseme Bırakmak

eleştiri tahlil ile ilgili görsel sonucu


Bu seferde Mahir Başpınar kardeşimin “ZAMANE (GÜLCE Sone’m) “ şiirini eleştiriden öte anlamlı anlaşılır kılmak için az çabamla tahlil etmek bir gülümseme bırakarak köşeme çekilmek istiyorum. Şiir Gülce edebiyat akımı Gülce Sonem akımına uyularak yazılmıştır.Batı edebiyatındaki 'Sone' nin değişik bir versiyonudur. Kuple oluşumu Batı Edebiyatındaki 'sone' ile aynıdır. 
Batı Edebiyatında kafiye yapısına göre sone türleri vardır. 

Fransız sone'si (abba-abba-ccd-eed) dizilişi ile; 
İtalyan sone'si (abba-abba-ccd-ede) dizilişi ile, 
İngiliz sonesi ise Fransız sonesinin kafiye dizilişini muafaza ederek, ilk 10 mısrayı bir bent yapmakta, son iki mısrayı ayrı bir bent yapmaktadır. 

Türk edebiyatına Servet-i Fünuncular döneminde giren sone'yi bizim şairlerimiz çeşitli şekillerde kullanmışlardır. 

Türk şiirine yeni nefes alanları sunmaya çalışan GÜLCE edebi akımı, Fransız,İtalyan ve İngiliz sone kafiye dizilişlerinin dışında yeni bir kafiye dizilişi ve adı önermiştir.

Bu aralar sitemizde öylesine güzel şiirler var ki yazılıyor ki, okumaya ve yorumlamaya tahlil etmeye fırsat bulamıyorum, öylesine güzel şiirler ki okurken zevk almanın ötesinde, o gönül güzelliklerindeki güzellikle şiir ve hecelerin birbirine uyumuna hayran kalıyorum, defalarca okuyorum. Şu şiiri tahlil edeyim derken, bakıyorum yeni bir şiir yayınlamış kardeşlerimiz hayran kalıyorum onu tahlil edeyim derken, bakıyorum yeni bir şiir inanın seçmekte zorlanıyorum aslında seçisi değilim o kadar, ama hecelerin uyumu şiirin güzelliği beni birisini yazmaya seçmeye itiyor. Üstatların şiir konusunda birkaç sözünü alıntı yaparak yazayım ve devam edelim.” Cahit Sıtkı Tarancı da: “Şiir, kelimelerle güzel biçimler kurmak sanatıdır.” demiştir. Melih Cevdet Anday ise, şiiri tanımlamaya çalışmanın boşuna bir çaba olduğunu düşünür. Çünkü “Tanım akıl işidir. Şiir ise akıl dışıdır.” 
Kısaca bende onlar gibi “Kısaca, şiir için, dili kullanarak insan üzerinde en yoğun, en etkili ve en güçlü izlenimler yaratan sanattır diyebiliriz.”
Haydi, bana izah et, bütün bu olanları,
Dost kılıklı düşmanlar fırıl fırıl dönerken.
Yuvayı aydınlatan mumlar tek tek sönerken,
Sen nasıl göremezsin, yalanı dolanları.

Şair bir şeyleri açığa çıkaran, gizemle saklanılanı gönül hecelerin sırrı ile çözen ortaya çıkarandır. Mahir kardeşim bence karşındakine anlatırken, topluma bize sormaktadır. “Haydi, izah et, bütün bu olanları” dünya savaşla masumları nedensiz sebepsiz öldürürken, çocuklar yetim kalırken, insanlar kendi çıkarı için diğer insanları, dertlerini kendi eliyle önüne sunarken, ayağını kaydırırken, haydi izah edin bana bunları bu mudur insanlık… İnsan kimdir nedir? Gönül nedir merhamet nedir? Onca ihanet nefret ile kazanılan, ölüm gelince geride kalınca el boş kalınca bunun sonucunda azap görmenin amacı gayesi nedir? Diye sormaktadır. Haklıdır.”Dost kılıklı düşmanlar fırıl fırıl dönerken” karşımızdaki insan insanlığından çıkmış dikkat edin, dost dediğimiz düşman çıkıyor çıkarı için yalan dolan iftira ile bizi yıkmaya, karşımızda doğru görüneni yalanla sararak aramıza nifak sokmaktadır, aman dikkat demektedir. Yuvayı aileyi yıkan mumlar, yani gönüldeki sevgiler saygı merhamet, elimizden kazanmanın hırsı ile bize sunulurken kazandığımızın hepsi bizim değilken, sizindir diyerek dünyaya gönül bağlayarak, yuvamıza etrafımıza gönlümüzde gülümseyerek ışık olduğumuz karanlığı aydınlattığımız gönlümüzdekiler alınıyor, anlar sönüyor, yalnızlığa yıkıma gidiyoruz dikkat.” Sen nasıl görmezsin yalanı dolanı” karşındaki insana, bize ben bunların yalanlarını iftiralarını bizi yıkmak için oyunlarını görürken, ey içimizdeki sen düşman, aynı vatan içinde aynı bayrak altında yaşarken sen o düşmanlarla beraber olurken nasıl farkına varmazsın, yaptıkların ihanettir neden gerekeni yapmazsın, onlarla olur bizi yıkmaya öldürmeye çalışırsın.

Uyanmanın tam vakti, yarın geç olabilir,
İpin ucu kaçmadan sarılmanın zamanı…
Fırsatı kaçırırsan, kim dinler ki âmânı?
Gelmez derken aniden sana da gelebilir.

Kardeşimiz devam ediyor” uyanmanın tam vakti, yarın geç olabilir” Kardeşim gün birlikte olmanın kardeşlikle sarılmanın, düşmanın kirli oyunun bozmanın zamanı artık geldi, bizi uyutarak esaret altına alarak, özgürlüğümüzü elimizde alacaklar, yoksa yarın bugün yıkılırsak beceremeyiz.”İpin ucu kaçmadan sarılmanın zamanı-Fırsatı kaçırırsan, kim dinler ki âmânı ” Fırsat kaçınca hayata yön veren birlikteliğimiz hayatımızın ipleri ellerine geçince bizi boğarlar öldürürler esaret altında zulümle yaşatırlar, o zaman yapmayın etmeyin desekte anlamazlar, onlarda merhamet vicdan yok, yol yakınken gelin birliktelikle kardeşlikle yola çıkalım.” Gelmez derken aniden sana da gelebilir “ Aman bugün şu ülkedeler şuraya gidecekler bize sıra gelene kadar hal eden çıkar yalanıyla kendini kandırma. Sen yola çıkan olmazsan kim yola çıkacak, sakın bu yalanla kendini oyalama kaybedersin.

Özüne dön özüne, güven olsun sözüne.
Ateşle oyun olmaz, yaş da yanar kuru da,
Huzurlu bir gelecek, miras kalmaz geride.
           
Kâh oturdun kâh kalktın, görünür var gözüne
Neler olup bitiyor perdenin arkasında,
Mahir sen de aldırma, herkes kendi yasında.

Kardeşim özüne dön, insanlık, insanların derdi ile uğraşmaktır, gönülde sarmaktır varmaktır, haksızlıkla yıkanı yıkmaktır, merhametle insanları sevmek, hakka kul olmak hak yolunda düşmanı zalimi yıkmaktır. Dünya çıkarı için yalan söyleme, yakışmaz insana Müslüman’a, güven duyulan güven veren ol.”Ateşle oyun olmaz, yaşta yanar kuruda, Huzurlu bir gelecek miras kalmaz geride” ateşle oynama ateş yakar, sen ateşi söndürenden/Söndürenlerle olmazsan senide yakar bu ateş. Ateşi taşıyan düşman da merhamet insanlık yoktur, kendi çıkarı için gözünü kırpmadan öldürür yakar yıkar, huzuru yok eder, insanlığı yakar, yarınlara huzur bir gelecek bırakamazsın aman dikkat.

Kâh oturdun kâh kalktın, görünür var gözüne
Neler olup bitiyor perdenin arkasında,
Mahir sen de aldırma, herkes kendi yasında.

Neden bunlar olurken ses çıkarmadın baktın perdenin arkasında bir oturdun bir kalktın başka bir şey yapmadın, olanlar ortada sonucu belli yıkım, perdenin arkasında bu oyunu oynatanların niyeti belli yıkım… Mahir kardeşim en sonunda bir canlılık hareket görmeyince tek başına kalınca, kendine ”Mahir sen aldırma, herkes kendi yasında” toplumu meydana getiren bireyler tek başına olunca, anında yıkılan, toplum olunca aynı değer amaç vatan bayrak kardeşlikle olunca yıkılmayan olurken, hiç kimse bunun sancısını toplumun yıkımını değil, kendi çıkarının yıkımı ile yas tutarken, toplumu yıkmaya çalışan düşman son sürat gelirken, herkesin başı önünde yasını tutarken, toplumu yarın düşünmeden gözyaşını dökmektedir, döksün ama bugün değil, düşmanı yok ettikten tehlikeyi bertaraf ettikten sonra, beraberce ağlayalım demektedir kardeşimiz. Mahir kardeşimize teşekkürler ediyorum bu güzel şiiri ile bize bu duyguları yaşattırdığı, içten gelen duyguları coşkulu bir dille bize yansıttığı için çabası emeği için, toplumsal mutluluk için gayret içinde olduğu ve yaklaşan felaketleri bu güzel anlatımı ile yazdığı için, bu tahlil ile aklımı/ aklımızı fikrimizi diri tuttuğu için.

Mehmet Aluç


Monolog Röportaj- Şair, Kendi Ruh Dünyasının Dışa vurumunu Yansıtır Mı Şiirlerinde?




-Saygıdeğer okuyucularımız sizler için şiirden anlamsal bir fikir rüzgârı estirerek hece ve söz dizimiyle beraber olarak farklı çıkarımlar anlamlar yükleyerek, gönül dünyamızı süslemeyi amaçla edinen şair ve şiirin etkisini anlatmaya devam ediyoruz.  Farklı bakış açısıyla değişik düşüncelerin atmosferinde hoş geldiniz diyorum. Sizlerle beraber farklı bakış açısıyla fark edilmesi için beraberce yol alacağız. Sayın Gülveren, şair gönlün hislerin duygulara hâkim olmayan ruh haliyle karamsarlık ve bunalımla ona etkin olan aynı eksende etki yapan psikolojisinin etkisi altında kalarak şair, genellikle kendi ruh dünyasının dışa vurumunu yansıtır mı şiirlerinde?

-Şair duygu ve hisleriyle kaleme aldığı şiirleriyle, yanlış olan toplumun tutarsız davranışları ile çevreye ve yaşama bakış açısıyla bir nebze de olsa değiştirmek güzellik katmak için çaba sarf edendir şair, etrafında olup bitenlerle ilgilenirken, karamsar ve mutsuz tutumundan ruhun dışa vurumunun olumsuzluğunu yok ederek kurtulmaya çalışmasıdır şair için şiir… Bu süreçte veya aynı zamanda yaşamdaki sıkıntıları çeken toplumla yaşarken, bunalıma sokan havasını toplumla yaşarken, bu bunalımını şiirlerine yansıtmadan göğüs germek yazmak zorunda kalarak mücadele edendir şair, şiirde mücadele etmesi için onu deşarj edendir. Bu süreçte hem kendine hem de bireyi huzura ve kurtuluşa götüren ve dengeyi sağlayıcı bir unsur olarak dengeleyici bir terazi olmayı göze alandır. Bazen şair hecelerle kendini frenleyemezken, karamsar dışa vurumunu şiirlerine nadiren yansıtır.

Şair bunları duyumsarken hissederken ruh haliyle etkilenmemesi mümkün değildir… Hayatın çarpıklaşan gidişatından, gelişen bir yaşam tarzının ortaya çıkarmadığı düş kırıklıkları toplumu da ve şairi de, umutsuz ve karamsar bir ruh hâline elbette sokacaktır. Şairdeki farklılık hecelerin gülümseyen hissettiren adımlarıyla yol aldığı araştırma bulma aşamasında her an olduğu için, bu ruh hâli ile kendi içine kapanan değil kapananları kapanmamaları için uyaran, kendini toplumdan soyutlayarak, toplumla bireyle bu karamsarlığı yaşarken, üzerinde atarak topluma bu karamsarlığın atılması gerektiğini söyleyendir. Bu karamsarlıkla acının ve hüznün etkisinde kalan ve yaşadığı ortama yabancı bir tavır sergilemeyen şair, bundan kurtulması hiçte kolay değildir lakin onun şair olmakla şiir yazmakla edindiği misyonla, ruhunda eksikliği umutla doldurarak umudu vazgeçmemeyi yürümeyi varmayı anlatandır. Bir bakımda şair için şiir bir terapidir, sonrasında toplum için terapidir.

-Siz kısacası şair, karamsar ruh halindeyken gelecek hakkında ümitli olmaya ve iç dünyasını saran karamsarlığı ve yalnızlığı önce kendisinde sonra toplumun üzerinde ortadan kaldırmaya çalışır diyorsunuz şiirin yazmanın terapisi ile…

 -Evet, aynen dediğiniz gibi, şair kendi içinde sürekli bir yalnızlık ve mutsuzluk hissetse de bu yalnızlığı somutlaştırmak için bir yerlere kaçma arzusunda bulunan değil, şiirle toplumla buluşan ve bu buluşmayla tüm olumsuz belirsizliğin meydana getirdiği hatta oluşturduğu sıkıntılara, önce kendi tahammül etmeye çalışır, sonra topluma düzeltmek için el ele tahammül ederek düzeltmek için formülü beraber arayalım diyendir. Yani ben biliyorum diyen değil, biz istişare ederek biliriz diyendir.

Terennüm ediyor güzel sözlerin şiirle ey şair
Yazdıklarının hepsi elbette ki hayata dair
Sen şiirlerinle ararsın farklı olacak bir fikir
Katarsın toplumu içine olursunuz elbet bahir
Böyle olunca nasıl olmasın şiirlerin beğenilir
Sensin ey şair şiirlerinle toplumla ağzı dili gönlü bir

-Şair, şiirleriyle toplumun ruhsal durumunun dışa vurumu olan hecelerin sözlerin analizinde geçirerek topluma bu hislerin bir çıkış yolunun muhakkak var olduğunu söyleyendir şair şiirleriyle.

Mehmet Aluç


Bahir: Deniz

9 Nisan 2018 Pazartesi

Monolog Röportajımızla Şiirle Gönüllerde Gezmeye Devam Ediyoruz.-2-





-Şiir benim için mucizedir diyorsunuz, bunu daha geniş açıklar mısınız daha açık anlamamız adına?

-Düşünebiliyor musunuz çocukluğumda okuduğum yüzlerce hikâye roman çizgi roman ve az yazdığım şiirlerim, otuz beş yıl boyunca gönlümde kaynayacak ve en sonunda Yüce Allah C.C. gönlüme dokunması ile yaz diyecek ve ben, karşısındaki insana kendini anlatmaktan uzak olan çekingen olan bana heceleri önüme dizdirerek” yaz ya kulum” diyerek, gönüllere yazmamı nasip edecek, bundan daha kutlu mucize olabilir mi? Aklımın bir köşesinde okumayı yazmayı unutmuş iken? Gönlümde hecelerle yazma aşkının volkanlarını kaynatarak, yazmama vesile olmasından? İki üç kelime konuşmayı bir araya getiremeyen ben kuluna, sayfa sayfa yazdırmayı nasip etmesinden daha fazla ne mucize olabilir? Binlerce şükür etsem azdır. Özlem duymak nedir yazmakla anladım, yazmayınca özlemekle dolu olan gönlümün gülümseyerek yaz demesini duydum. Gel gitlerle yaşayan gelen gidenin ne olduğunu tam anlamayan bana, gelmelere hoş geldin gitmelere güle güle dedirten Rabbime şükürler olsun. Onca üstadın şiirlerini eserlerini sayfa sayfa gönül dolusu güzelliklerini okutması beni gülümsetmesine şükürler olsun. Aşkla sevda bahçesinde gezdirmesine şükürler olsun. Üstat Necip Fazıl’ın dediği gibi:

AŞK
Rabbim, Rabbim, bu işin, bildim neymiş Türkçesi;
Senin aşkın ateştir, ateşin gül bahçesi...

Necip Fazıl KISAKÜREK

-Yaşadığımız bu âlemde Âlemlerin Rabbi Allah C.C. vermiş olduğu gönül’e hep perdeler çektiğimizi, bana şiir yazarak hatırlatan ve o perdeleri açtıran ve okuyucuların gönlüne girmeme vesile kılan, Rabbime şükür. Hani biz hayatımızda benim dediğim olmadı kapat gönül perdesini, benim sözüm üstüne söz söyledi olmadı kapat gönül perdesini, ben onu çok sevdim o beni galiba hiç sevmiyor döneyim arkamı kapat gönül perdesini diyerek, kendimizi bir ömür mutsuz kılarken, olduğu gibi sevmek için bize bu gönlü veren Yüce Allah’ın vermiş olduğuna, burun kıvırarak karşı gelmenin ıstırabını, bir ömür boyu mutsuzlukla yaşamak olduğunu anlatan gösteren Rabbime şükürler olsun.Ben, şiir yazmakla yazılar yazmayla bol bol okumakla eksikliğimizi anladım, bir yerde bir eksiklik var, muhakkak binlerce insanda aramak yerine önce kendinde ara, birde olduğu gibi sev, yanlış varsa sen doğruyu yaşa göster yaz, senin gayen insanı elinden tutarak gitme demek değil ki, beraberce elele yanlışı doğru ile düzeltmekte veya hatırlatmakta, gerisi senin işin değil Âlemlerin Rabbinin işi. Önce sen dürüst düzgün ol gerisine karışma yargılama sen yargıç değilsin… Üstat yine ne güzel yazmış, bunu okuyup da hissetmeyen olabilir mi? Ne demiş Üstat:

PERDELER

Perdeler, hep perdeler...
Her yerde, her yerdeler.
Pencerede, kapıda,
Geçitte, kemerdeler...
Perdeler, hep perdeler...

Ya benim sevdiklerim,
Şimdi nerde, nerdeler?
Önü bomboş perdenin;
İçerde, içerdeler!
Perdeler, hep perdeler...

Gönülde asıl perde;
Onu hangi göz deler?
Surat maske altında,
Sis altında beldeler.
Perdeler, hep perdeler...

Perdeye doğru akın;
Atlılar, piyadeler.
Yollar, yönler dolaşık;
Değişik ifadeler.
Perdeler, hep perdeler...

Bir tohumda bin gömlek.
Giyim giyim fideler.
Kalbler dilini yutmuş;
Bangır bangır mideler.
Perdeler, hep perdeler...

Son noktada son perde;
Çevrilmiş seccadeler.
Orada işte işte,
Ölümden âzadeler!
Perdeler, hep perdeler...


Necip Fazıl KISAKÜREK

-Sizce ürkütücü olan şiirin okuyucuların gönüllerinde yer bulmadan solması mıdır? Yoksa şiiri sevmeden, ona gönül vermeden yalnızlığın dibine vurmak, yalnızlığı odasında duvardan duvara vurarak acılarına boyun eğerek, yalnızlığına mahkûm kalarak yaşamak mıdır?

-Çok güzel bir konuya temas ettiniz, şiir gülümsemedir gülümsetmektir. Şiirin yeni bir başlangıca kapıları açtığını birkaç şiir okuyunca anlayacaksınız, yalnızlığınız sizi duvardan duvara vururken neden buna seyirci kaldığınız için pişmanlık duyacaksınız. Biraz önce dediğim ve üstadımızın da dediği gibi gönlümüze odamıza düşüncelerimize kara perdeler çektiğimiz için pişman olacağız. Üstadın yine şiiri ile devam edelim:

AYDINLIK
Uyan yârim, uyan, söndü yıldızlar,
Gün, karşı tepeden doğmak üzredir.
Her sabah güneşi seyreden kızlar,
Mahmur gözlerini oğmak üzredir.

Uyan yârim, sesler geldi derinden,
Karanlık oynadı, koptu yerinden;
İlk ışık, kapının eşiklerinden,
Şimdi bir gölgeyi koğmak üzredir.

Sevgilim, kapımı çaldı aydınlık,
Baygın gözlerimi aldı aydınlık,
İçimde tıkandı, kaldı aydınlık,
Bu aydınlık beni boğmak üzredir.

Necip Fazıl KISAKÜREK

KADIN

Bir ufuk ki, ne Mecnun varabildi, ne Ferhad;
Bir ufuk ki, ilâhî sırrı bekleyen serhad...
Necip Fazıl KISAKÜREK

Serhad: Hudut, sınır

ÇOBAN ÇEŞMESİ
Derinden derine ırmaklar ağlar,
Uzaktan uzağa çoban çeşmesi,
Ey suyun sesinden anlıyan bağlar,
Ne söyler şu dağa çoban çeşmesi.

"Göynünü Şirin'in aşkı sarınca
Yol almış hayatın ufuklarınca,
O hızla dağları Ferhat yarınca
Başlamış akmağa çoban çeşmesi..."

O zaman başından aşkındı derdi,
Mermeri oyardı, taşı delerdi.
Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi.
Değdi kaç dudağa çoban çeşmesi.

Vefasız Aslı'ya yol gösteren bu,
Kerem'in sazına cevap veren bu,
Kuruyan gözlere yaş gönderen bu...
Sızmadı toprağa çoban çeşmesi.

Leyla gelin oldu, Mecnun mezarda,
Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda,
Ateşten kızaran bir gül arar da,
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi,

Ne şair yaş döker, ne âşık ağlar,
Tarihe karıştı eski sevdalar.
Beyhude seslenir, beyhude çağlar,
Bir sola, bir sağa çoban çeşmesi...

Faruk Nafiz ÇAMLIBEL


-İşte şiirle gönülden gönül’e gülümsemeye güzel olanı seyretmeye paylaşmaya anlamaya varmaya gidiyoruz. Bu şiirlerdeki güzelliği gönüldeki şenliği anlamı manayı nerden bulabiliriz şair şiirlerini yazmasa, okuyucu okumazsa gülmezse bir ömür boyu ağlayalım mı gülmeyelim mi coşmayalım mı? Yüzleşme soruna varmak çözmek şiirde ne güzel anlatılmış, kaçmakla kaybettiğimizi yok ettiğimizi anlamı manayı yok ettiğimizi Üstat Faruk Nafiz ne güzel anlatmış, bunu her okuyan muhakkak anlar, gönülden hisseder üzülür, yeniden inşa etmek aşkı gönüllerde var etmek için güzelliğini göstermek için yola çıkar. Kafamızı yana çevirip geçmekle acılar geçmiyor üzgün mahzun duranın yarası maalesef iyileşmiyor.

İnşallah Devam edecek

Mehmet Aluç

8 Nisan 2018 Pazar

Monolog Röportaj- Sağlıklı Yaşamanın Hakkını Vermek, Sağlıklı Olmak Kilo Vermek Ve Şiirin Etkisi-



sağlıklı zayıflamak ile ilgili görsel sonucu

- Sayın Gülveren Zayıflama, kilo vermek adına insanların verdiği uğraşlar vardır, illaki bu konuda bir fikriniz ve düşünceleriniz vardır, bize bu konuda neler söylemek istersiniz?

-Bende herkes gibi zayıflamak kilo vermek için çabalar çok sarf ettim. Sağlıklı yaşamanın hakkını vermek, sağlıklı olmak kilo vermek için uğraşlar verdim. Sevmek, sevilmek, kendimi daha iyi hissetmek, iyi hisler uyandırmak zayıf olarak yaşamak içindi bu uğraşlarım... Fazla kilolarım bazen gözüme batarak beni kötü hissettiriyordu, sanki herkes bana bakarak, fısıltılar içinde benim kilolarımdan söz ediyor sanırdım. Oysa sonunda anladım ki, hepsi ama hepsi önce kendini sevmekle başlıyor, kendimi sevmeyince bir uğraşın içine giremiyordum, çabalarımın sonunda zaferle çıkamıyordum. Önce kendimi sonra girdiğim diyetlerimi sevdim ve başardım. Kendi bakış açımdan hatalarımı gördüm nerede yanlış yaptığımı vakitsiz yediklerimin kilo yapmayacağı yalanını gördüm, kendime değer vermediğimi önemsemediğimi fark etmedim. Kendime değer verdikçe değerleri buldum, sağlıklı beslenerek fazla yemek öğünlerimi sildim hafızamdan… Hayır demeyi öğrendim, sen istemedikten sonra kimseler seni kilolu yapamaz dedim, kendin ol kendine iyi bak gülümse dedim ve sonunda başardım.

-Başardım derken gülümsüyorsunuz, bunu nasıl hangi yöntemle başardınız?

-Gülümsemek çok güzel, kendimi fazla yemeklerden uzaklaştırmak için edebiyata verdim, şiire verdim,anladım ki gönlüm aç,önce  gönlümü aşkla sevgiyle doyurdum, onların gülümseyerek başarısını gördüm ve dedim ki bende başarabilirim ve gülümseye bilirim. Yürüyüşler yaptım, yorulduğumda şiirler okudum biraz nefes aldım. Tatlı ve şekerlerden uzak kaldım. Bol bol şiir okudum su içtim, tatlı ve şeker ihtiyacımı şiirlerle karşıladım ve başararak kilolarımdan kurtuldum.

Doktor

Çaresiz dertlere düştüm
Yok mu bunun çaresi?
Var:
Yaşamayı ölecek kadar sevmek
                   Can Yücel

Yeni Baştan

Tam üç ay hasta yattım,
kendimi bilmeden
ve şehrin sokaklarını,
tavlada dübeş kapısını unuttum.
Sevdiğim kızın yüzünü.
Şimdi ne güzel, yeni baştan
yürümeye ve sevmeye başlamak!
       Melih Cevdet Anday

Mesaj

Hastalar
Kardeşlerim
İyileşeceksiniz.
Ağrılar, sızılar dinecek
Yumuşak, ılık.
Bir yaz akşamı gibi inecek
Ağır, yeşil dalların ardından rahatlık.
Hastalar, kardeşlerim,
Biraz daha sabır, biraz daha inat.
Kapının arkasında bekleyen ölüm değil, hayat.
Kapının arkasında dünya, dünya cıvıl cıvıl
Kalkacaksınız yatağınızdan, gideceksiniz.
Tuzun, ekmeğin, güneşin tadını
yeni baştan keşfedeceksiniz.
Sararmak limon gibi, mum gibi erimek,
devrilmek kof bir çınar gibi ansızdan,
kardeşler, hastalar,
biz ne limonuz, ne mum, ne çınar.
Biz insanız çok şükür
çok şükür biliriz,
ilacımıza
umudu katmasını
yaşamak gerek diyerek
ayak direyip
dayatmasını
Hastalar,
kardeşlerim
iyileşeceksiniz
Ağrılar, sızılar dinecek,
Yumuşak, ılık bir yaz akşamı inecek,
ağır yeşil dalların ardından rahatlık.
                   Nazım Hikmet

-Hastaydım biliyordum çok yemek yeme hastası, okudum ve mesajı aldım, okudukça anladım ve yaşamaya sarıldım, rahatlığa varmak için sarıldım ve sonunda başardım. Belki bunlar birçoğuna boş abes iş gibi gelecek, bana da ilk önce böyle gelmişti, ne kaybederim dedim ve başladım, okudum farkına vardım farkına varınca sağlığımı düşündüm ve sonunda başardım.


Mehmet Aluç/ Âşık Gülveren

Monolog Röportaj-Arabesk Ve Şiir-1-




-Arabesk şiir var mıdır? Biliyorsunuz Arabeski müzikle bizlere Orhan Baba ile tanıştırdı, Bir teselli ver ile başlayan, batsın bu dünya ile devam eden süreç hakkında şiirde bir arabesk tarzı havası var mıdır?

-Köyden kente göç eden köylü insanlarımızın kentlerde kendisini kabul etmeyen, o zengin kendini elit gören insanların aralarına kara bir perde çekmesi ile bu perdeyi yırtmak kaldırmak adına arabesk meydana çıktı. Belki anlamı değişiktir ama ben böyle yorumluyorum. Köylü kardeşlerim bende varım bende burada sizinle yaşıyorum demek için, yalnızlığını yıkmak yok etmek için içinde kendini anlatan Orhan babanın eserlerinde, sözlerinde kendini buldu ve kendini böyle ifade edebildi. Ne diyor Orhan baba bir okuyalım:

Bir teselli ver,
Bir teselli ver,
Yarattığın mecnuna,
Bir teselli ver.

Sevenin halinden,
Sevenler anlar,
Gel gör şu halimi,
Bir teselli ver.

Aramızda başka,
Biri var ise,
Tertemiz aşkımı,
Bana geri ver.

Ben zaten her acının,
Tiryakisi olmuşum,
Ömür boyu bitmeyen,
Dert ile yoğrulmuşum.

Gülemem sevgilim,
Ben sensiz aah yaşayamam, yaşayamam.

Bana ne gerek,
Bana ne gerek,
Senin aşkından başka,
Bana ne gerek.

Aşkın zehir olsa,
Yine içerim,
Yolun ecel olsa,
Korkmam geçerim.

Yeter ki sevdim de,
Ben bu aşk ile,
Dünyanın kahrına,
Gülüp geçerim.

Ben zaten her acının,
Tiryakisi olmuşum,
Ömür boyu bitmeyen,
Dert ile yoğrulmuşum.

Gülemem sevdiğim,
Ben sensiz aah yaşayamam, yaşayamam.

Kaderimin Oyunu

Ne sevenim var ne soranım var
Öyle yalnızım ki
Çilesiz günüm yok dert ararsan çok
Öyle dertliyim ki

Bana kaderimin bir oyunumu bu
Aldı sevdiğimi verdi zulumu
Dünyaya doymadan geçip gideceğim
Yoksa yaşamanın kanunu mu bu

Bıktım artık yaşamaktan
Çekmekle biter mi bu hayat yolu ah ah
Bu yalnızlık bu dertler

Bekleyeceğim... Bekleyeceğim...
Geri dönmese bile
Alıştım kaderin zulmüne artık
Bana gülmese bile

Geri dönmez artık giden sevgililer
Her ümit ufkunda ağlıyor gözler
Bitmeyen çilenin derdin sarhoşuyum
Kahredip geçiyor en güzel günler

Bıktım artık yaşamaktan
Çekmekle biter mi bu hayat yolu ah ah
Bu yalnızlık bu dertler...

-Orhan baba burada aşkla halden anlamayı insan ayrımı yapmadan sevmeyi sevilmeyi paylaşmayı anlatmıştır, insanımızda içinde acısını aşkını beraberliğin vurgusunu yapan sözlerde müzikte kendisini hayatını bulmuş ve duymayanlara haykırmıştır. Zaten şiir bazen haykırma bazen dürtme bazen sarma bazen güldürme bazen hissettirmedir… Aşk ile yazılmış sözlerdir kısacası insanın gönlü hayatı bugünü dünü yarınıdır… Köyden kente göç eden insanımızın yaşam tarzı ile kentteki yaşam şekli birbirine zıt olunca, ortaya zıt grupların çekişmesi bir birini anlamaması ortaya çıkınca sağ olsun Orhan baba Hızır gibi yetişti, birbirimizi kucaklaştırdı yakınlaştırdı. Herkes haliyle kendi açısından yaşadığı ortama uyum sağlayınca haklı olarak değişik yaşam şekli ile-ama aynı kültürün miras sahibi olanlar-şehir havası almamış insanların, giyim tarzı bakış açısı ile karşılaşınca her iki tarafta ben haklıyım, sen haksızsın layık değilsin başkasın vs ile hayata devam ederken, bu kısır çekişmeyi Orhan baba bir anda çözdü kucakladı herkesi kucaklaştırdı. Arabesk şiir müzik olsun aynı kültür, fakat değişik yaşama şekli ile yaşayan insanlar bir anda, aynı hava içine girince birbirlerini kabul edişleri kolay olmayınca Arabesk müzik ile her şey bir anda hal oldu. Şiirde bu anlamda insanları kucaklayan yarınlara taşıyan bir arabesk tarz sayılır. Tarzı ne olursa olsun insanı kucaklayan bir araya getiren ve yarına taşıyan, gönülleri sırtına alarak taşıyabilen, hayallerini kâğıda sözlerle çizebilen yazabilen, notalarla gönül’e nakş edilen her şey şiirdir gönüldür diyorum. Herkes başka düşlerin peşinde yalnız koşmaya başlayınca, şiir durun aynı düşleri görüyorsunuz lakin tek başına bunlar olmaz, önce toplumsal düşleri el ele gönül gönüle gerçekleştirin sonra, acil olan kimin hülyası var ise birbirinize yardım ederek gerçekleştirin, hatta toplumsal olarak yarınlarınız mutlulukla dolması için bu hülya için birlikte çalışır başarırsanız, diğer insanlar bu güzelliği görünce kendi hülyalarına gerek olmadığını anlayacaktır. Şiir bunu anlatan ve söyleyendir, tıpkı Orhan baba gibi:

Dostta vefa hayır yok
Felek dersen insafsız
Gelen vurmuş giden vurmuş
Sabır dersen faydasız

Ne sevgide ne aşkta
Ne hayatta gülmüşüm
Izdırabım doğuştan
Ben doğarken ölmüşüm

Bu dünyada rahat yok
Ölüm belki kurtuluş
Al canimi yarabbim
Bitsin artık kahroluş

Bir duaydın dilimde
Tek ümittin ömrümde
Kader vurdu felek aldı
Aşkım kaldı gönlümde

Gönlüm ıssız bir yolda
Sürüklenip gidiyor
Almış dünya derdini
Son ümide gidiyor
Orhan Gencebay

Ben Toprağın Sinesinde İnsan Denilen Bir Canım,
Hem Düşünür Hem Severim Budur Taştan Farklı Yanım.
Her Maddenin Zerresini Bedenimde Taşıyorsam,
Ben Ne Bir Taş Ne Bir Ağaç, İnsanlığımla İnsanım.

Ben Topraktan Bir Canım Senin Gibi
Çiğnesen Ne Fark Eder Yolun Gibi
Dil Söylemiş, Kalp Kırılmış. Ha Bir Eksik Ha Bir Fazla
Ne Fark Eder Derdim Gibi,
Ben Seni Her Halin ile Seviyorum
Toprak Gibi

Benim Aşkta Tek Dileğim,
Benim Cefada Örneğim.
Ağlatmayı Hüner Bilen,
Benim Vefasız Sevgilim.

Affetme Beni Sensiz Gülersem
Affetme Senden Bir şey Gizlersem
Aşkın Ecel Olsa Bile
Affetme Senden Sonra Can Verirsem

İstemem Sensiz Olan Kaderi
Ver Bana Sana Gelen Dertleri
Olsa Bundan Daha Beteri
Affetme Sana Şikâyet Edersem

Benim Aşkta Tek Dileğim
Benim Cefada Örneğim
Ağlatmayı Hüner Bilen
Benim Vefasız Sevgilim

Bahtımdaki Yalnızlık Seni Bana Getirdi
Bahtımdaki Acılar Seni Bana Getirdi
Aşkın İle Bütün Dertler Anlamını Yitirdi

Razıyım Senden Gelen Her şeye
Razıyım Aşkın İle Ölmeye
Senle Geçen Bir Günümü
Değişmem Senden sonra Can Vermeye
Orhan Gencebay

Ziyankâr
Harcadım ömrümü hep senin için
Sevilmek bir hayal, sevmemek ziyan
Ettiğim duadan ümide kadar
Döktüğüm gözyaşım, nefretim ziyan

Yaradan doğ demiş, ben de doğmuşum
Bir gönle gir demiş, seni bulmuşum
Ne yazık, sayende sefil olmuşum
İbret-i âlemi, görmemek ziyan

Ömrümden çaldığın zamana yazık
Uğrunda verdiğim son nefes ziyan

Bilirim bu dünya sensiz yaşanmaz
Sensiz, bir dert ile güne başlanmaz
Sen de bil kahrına bu can dayanmaz
Yaşamak çok güzel, seninle ziyan

Al beni vur yere, parça parça et
İstersen sen beni, istersen kahret
Bu mudur sevene verdiğin kıymet
Sevmenin böylesi ölmekten ziyan


Bu sözlerden sonra söyleyecek bir söz gönül birlik güzellik göremiyorum. İşte Müslüm babadan Arabesk sözler ve şarkı sözleri:

Hor görülenlerin tanrım isyanıdır bu
Sevip sevilmeyenlerin isyanıdır bu
Düzensiz dünyanın günahıdır bu
Yakarsa dünyayı garipler yakar
Yakarsa dünyayı garipler yakar

İsyan ede ede olduk günahkâr
Mutluluk bizlere uzaktan bakar
Tanrım bu dünyayı başka kim yakar
Yakarsa dünyayı garipler yakar

Dertleri içine içine sığmayan onlar
Hayatta umudu kalmayan onlar
Sürüne sürüne yaşayan onlar
Yakarsa dünyayı garipler yakar
Devam edecek
Mehmet Aluç / Âşık Gülveren.

6 Nisan 2018 Cuma

Monolog Röportajımızla Şiirle Gönüllerde Gezmeye Devam Ediyoruz.






-Sayın Okurlarımız yine bir Monolog Röportaj ile karşınızdayız. Hayatı kendimizi şiiri sorgulamak içinde miyiz dışında mıyız şiirin ve şiirlerin, nefese gülümseme katan gülüşünü görebiliyor muyuz diyerek, yine baş başa irdelemeye çalışacağız gönüllerde gezmeye devam edeceğiz kabul buyurursanız. Kendimizi sorgulamak yaşamın merkezinde şiirle var mıyız, yoksa şiirsiz gülümsemesiz siyah beyaz hayatımızla tüm renklerden uzaklarda mı yaşıyoruz diyerekten, gönül kapınızı çalarak usulca geldik. Bu haftaki konuğumuz Ozan ve aynı zamanda şair Âşık Gülveren. Sayın Ozan Âşık Gülveren hoş geldiniz. İnsan düşüncelerini sevinçleri umutlarını yarına dair düşüncelerini, kalemi alınca şiirle yazı ile yazınca o yazı ile güzel düşler kurunca mutlu oluyor diyorsunuz, dünden önce olanlar birer hatıra olarak herkes bir yerde saklarken, siz ozan ve şair veyahut da yazar olarak, açığa çıkararak insanların okuması, size hatırayı zedelemek hatıra olmaktan çıkaramak adına, biliniyor olması rahatsızlık vermiyor mu acaba?

-Öncelikle hoş bulduk, bana bu fırsatı vererek gönlümdeki duyguları şiirleri okuyucularımla paylaşmak adına, imkân verdiğiniz için teşekkürler ederim. Bana göre hatıralar saklanmak için değil, yaşanılan düne ait ne varsa, eğrisi doğrusu ile yeniden gözden geçirerek tekrar yaşanarak anlatılarak, hatıra olmaktan çıkararak ders almak adına, başkalarının da ders almasına vesile olmaktır derim. Anıların yalnız bir köşede saklı durması bizi de yalnızlığa itmesi götürmesi hem bize hem de anılara, azap vermektedir. İçinde gezerek tekrar gözden geçirerek, gönlü güzel okuyucularımla paylaşmak onlardan eleştiri alarak yanlışı okuyucularla düzeltmekten zevk alıyorum. Paylaşmayı yazmayı insanları seviyorum.

-Şiir okumamak, roman deneme okumayan insanların bunların gülüşünden yoksun kaldıklarını, ne kadar gülümserlerse de, karşındaki gönlü ısıtamıyorlar kucaklayarak saramıyorlar diyorsunuz, kendimiz ifade etmek adına okumak yazmak mı gerekiyor?

-Yazmak her insanın kârı değildir, istek arzu çaba olacak ve en önemlisi de Allah C.C. gönlüne dokunmuş olması gerekiyor olacak. Okumak kucaklamaktır sarmaktır varmaktır, güzel olanı bulmaktır. Tüm olumsuzlukları bir kenara atarak, kendini bir güzellikle gönül içinde gezinirken bulmaktır. Nefret ile kini anlatan bir şiir romanın okunacağı ve itibar göreceğini hiç sanmıyorum. Okuyucu ne okuyacağını okur ve gönlünde hissettiklerine tercüman oluyorsa gülümsetiyorsa okur, alır kucaklar ve kucakladığı o sevgiyi güzelliği, etrafına yayar ve gülümser ve gülümsetir. Kendini ifade etmenin kapısını açar, hiç belli olmaz bakarsınızı şair olur yazarda yazar hayat bu neler ne zaman karşımıza çıkacağı hiç belli olmaz. Gönül kapısını açarak dünyaya bakmaktır okumak, şair yazar içinde kapalı gönül kapısını açarak, dünya ya hecelerle kelimelerle okuyucularının gönlüne usulca bakmaktır yaklaşmaktır, gönül kapını usulca aç demektir.

-Türkiye de şair olmak karın doyuruyor mu?

-Türkiye de şair olmak çok kolay iki üç mısra yazdın mı şairsin ya da herkes böyle sanıyor. Şair olmak yazmak karın doyurmuyor maalesef! Şaire değer veren de yok, öncelikle bir işin olacak ve ondan sonra yazacaksın diyeceğim lakin günlük iş yorgunluğu stresi ile yazmakta olmuyor. Yüce Allah C.C.bana nasip olduğu gibi emekli olunca boş zamanlarında yazacaksın. Şiir yazdın roman yazdın yayınlatmak için paran olacak önce, şaşırmayın, Türkiye de getir eserini yayınlayayım diyen bir yayın evi yoktur bulamazsınız, öyle bir dünya da yoktur. En güzeli hobi diyerekten edebiyat sitelerinde yayınlamak, bununda pek faydası yok okuyucu yok ortada. İnternette binlerce kişi sörf yaparken, şiire edebiyata gelince hep es geçiliyor nedense! Edebiyat sitelerinde ancak şiir yazan şairler okuyor ve ötesine de gidilmiyor vesselam.

-Yine bir sözünüz var, şiir kendi dilinizle konuşarak, okuyucuların yani tanımadığınız insanların başkalarının olan dillerinin şiirle ortak bir dilde buluşmasına vesile oluyor demiştiniz, bunu bize daha geniş açıklar mısınız?

-Gönül diyelim yürek kalp diyelim, bunların çıkmayan sesine ses olmaktır şiir roman öykü denemeler. Bir anda bize bir anlam ve ifade etmeyen aramızda sevgi adına hiçbir şey kalmadı eşimle diyen bir insanın Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Hatırlama” şiirini okuyunca ne hissedeceğini kim bile bilir. Buyurun okuyalım:

HATIRLAMA

Sen akşamlar kadar büyülü, sıcak,
Rüyalarım kadar sade, güzeldin,
Baş başa uzandık günlerce ıslak
Çimenlerine yaz bahçelerinin.
Ömrün gecesinde sükûn, aydınlık
Boşanan bir seldi avuçlarından,
Bir masal meyvesi gibi paylaştık
Mehtabı kırılmış dal uçlarından.

Ahmet Hamdi TANPINAR

Bu şiiri okuyan ayrılığa koştuğu için pişman olmayacak mı acaba? O nazlı yârin güzelliğini tekrar hissetmeyecek mi acaba? Üstat Cahit Külebi’nin “Sevda Bahçesi “şiirini okuyan etkilenmez mi? Duygularına hislerine kara perdeler çektiği için, bunu okuyunca kara perdelerini açmaz mı? Buyurun okuyalım beraberce:

SEVDA BAHÇESİ

Bir gül mahzun durur bahçede
Yaprakları yorgun.
Sen pembe güllerin en pembesi!
Hasta solgun.

Bir gül taze durur bahçede
Yaprakları diri.
Sen beyaz güllerin en beyazı
Sabahlar kadar iri.

Bir gül baygın durur bahçede
Yaprakları serin.
Sen sarı güllerin en sarısı
Yağmur gibisin.

Pembe gül hülyandır açılmış,
Beyaz gül yanakların,
Sarı gül dağınık saçlarındır,
Ve mahzun kalbim ateş gibi
Yanan dudaklarındır.
Cahit KÜLEBİ

İnşallah
Devam Edecektir

Mehmet Aluç / Âşık Gülveren

Şiirlerim Ve Ben: Yaşama Hayat Neşe Katan İnsani Aktivitelerimiz ...

Şiirlerim Ve Ben: Yaşama Hayat Neşe Katan İnsani Aktivitelerimiz ... :       Yaşama Hayat Neşe Katan İnsani Aktivitelerimiz   Yaşama ha...