Bu seferde Mahir Başpınar kardeşimin
“ZAMANE (GÜLCE Sone’m) “ şiirini eleştiriden öte anlamlı anlaşılır kılmak için
az çabamla tahlil etmek bir gülümseme bırakarak köşeme çekilmek istiyorum. Şiir Gülce edebiyat
akımı Gülce Sonem akımına uyularak yazılmıştır.Batı edebiyatındaki 'Sone' nin değişik bir
versiyonudur. Kuple oluşumu Batı Edebiyatındaki 'sone' ile aynıdır.
Batı
Edebiyatında kafiye yapısına göre sone türleri vardır.
Fransız sone'si
(abba-abba-ccd-eed) dizilişi ile;
İtalyan sone'si
(abba-abba-ccd-ede) dizilişi ile,
İngiliz sonesi
ise Fransız sonesinin kafiye dizilişini muafaza ederek, ilk 10 mısrayı bir bent
yapmakta, son iki mısrayı ayrı bir bent yapmaktadır.
Türk
edebiyatına Servet-i Fünuncular döneminde giren sone'yi bizim şairlerimiz
çeşitli şekillerde kullanmışlardır.
Türk şiirine
yeni nefes alanları sunmaya çalışan GÜLCE edebi akımı, Fransız,İtalyan ve
İngiliz sone kafiye dizilişlerinin dışında yeni bir kafiye dizilişi ve adı
önermiştir.
Bu aralar sitemizde öylesine güzel
şiirler var ki yazılıyor ki, okumaya ve yorumlamaya tahlil etmeye fırsat
bulamıyorum, öylesine güzel şiirler ki okurken zevk almanın ötesinde, o gönül
güzelliklerindeki güzellikle şiir ve hecelerin birbirine uyumuna hayran kalıyorum,
defalarca okuyorum. Şu şiiri tahlil edeyim derken, bakıyorum yeni bir şiir
yayınlamış kardeşlerimiz hayran kalıyorum onu tahlil edeyim derken, bakıyorum
yeni bir şiir inanın seçmekte zorlanıyorum aslında seçisi değilim o kadar, ama
hecelerin uyumu şiirin güzelliği beni birisini yazmaya seçmeye itiyor.
Üstatların şiir konusunda birkaç sözünü alıntı yaparak yazayım ve devam
edelim.” Cahit Sıtkı Tarancı da: “Şiir, kelimelerle güzel biçimler kurmak
sanatıdır.” demiştir. Melih Cevdet Anday ise, şiiri tanımlamaya çalışmanın
boşuna bir çaba olduğunu düşünür. Çünkü “Tanım akıl işidir. Şiir ise akıl
dışıdır.”
Kısaca bende onlar gibi “Kısaca, şiir
için, dili kullanarak insan üzerinde en yoğun, en etkili ve en güçlü izlenimler
yaratan sanattır diyebiliriz.”
Haydi, bana izah et, bütün bu olanları,
Dost kılıklı düşmanlar fırıl fırıl dönerken.
Yuvayı aydınlatan mumlar tek tek sönerken,
Sen nasıl göremezsin, yalanı dolanları.
Şair bir şeyleri açığa çıkaran, gizemle saklanılanı gönül hecelerin sırrı
ile çözen ortaya çıkarandır. Mahir kardeşim bence karşındakine anlatırken,
topluma bize sormaktadır. “Haydi, izah et, bütün bu olanları” dünya savaşla
masumları nedensiz sebepsiz öldürürken, çocuklar yetim kalırken, insanlar kendi
çıkarı için diğer insanları, dertlerini kendi eliyle önüne sunarken, ayağını kaydırırken,
haydi izah edin bana bunları bu mudur insanlık… İnsan kimdir nedir? Gönül nedir
merhamet nedir? Onca ihanet nefret ile kazanılan, ölüm gelince geride kalınca
el boş kalınca bunun sonucunda azap görmenin amacı gayesi nedir? Diye sormaktadır.
Haklıdır.”Dost kılıklı düşmanlar fırıl fırıl dönerken” karşımızdaki insan
insanlığından çıkmış dikkat edin, dost dediğimiz düşman çıkıyor çıkarı için
yalan dolan iftira ile bizi yıkmaya, karşımızda doğru görüneni yalanla sararak
aramıza nifak sokmaktadır, aman dikkat demektedir. Yuvayı aileyi yıkan mumlar,
yani gönüldeki sevgiler saygı merhamet, elimizden kazanmanın hırsı ile bize
sunulurken kazandığımızın hepsi bizim değilken, sizindir diyerek dünyaya gönül bağlayarak,
yuvamıza etrafımıza gönlümüzde gülümseyerek ışık olduğumuz karanlığı
aydınlattığımız gönlümüzdekiler alınıyor, anlar sönüyor, yalnızlığa yıkıma
gidiyoruz dikkat.” Sen nasıl görmezsin yalanı dolanı” karşındaki insana, bize
ben bunların yalanlarını iftiralarını bizi yıkmak için oyunlarını görürken, ey
içimizdeki sen düşman, aynı vatan içinde aynı bayrak altında yaşarken sen o
düşmanlarla beraber olurken nasıl farkına varmazsın, yaptıkların ihanettir
neden gerekeni yapmazsın, onlarla olur bizi yıkmaya öldürmeye çalışırsın.
Uyanmanın tam vakti, yarın geç olabilir,
İpin ucu kaçmadan sarılmanın zamanı…
Fırsatı kaçırırsan, kim dinler ki âmânı?
Gelmez derken aniden sana da gelebilir.
Kardeşimiz devam ediyor” uyanmanın tam vakti, yarın geç olabilir” Kardeşim
gün birlikte olmanın kardeşlikle sarılmanın, düşmanın kirli oyunun bozmanın
zamanı artık geldi, bizi uyutarak esaret altına alarak, özgürlüğümüzü elimizde alacaklar,
yoksa yarın bugün yıkılırsak beceremeyiz.”İpin ucu kaçmadan sarılmanın
zamanı-Fırsatı kaçırırsan, kim dinler ki âmânı ” Fırsat kaçınca hayata yön
veren birlikteliğimiz hayatımızın ipleri ellerine geçince bizi boğarlar
öldürürler esaret altında zulümle yaşatırlar, o zaman yapmayın etmeyin desekte anlamazlar,
onlarda merhamet vicdan yok, yol yakınken gelin birliktelikle kardeşlikle yola
çıkalım.” Gelmez derken aniden sana da gelebilir “ Aman bugün şu ülkedeler
şuraya gidecekler bize sıra gelene kadar hal eden çıkar yalanıyla kendini kandırma.
Sen yola çıkan olmazsan kim yola çıkacak, sakın bu yalanla kendini oyalama
kaybedersin.
Özüne dön özüne, güven olsun sözüne.
Ateşle oyun olmaz, yaş da yanar kuru da,
Huzurlu bir gelecek, miras kalmaz geride.
Kâh oturdun kâh kalktın, görünür var gözüne
Neler olup bitiyor perdenin arkasında,
Mahir sen de aldırma, herkes kendi yasında.
Kardeşim özüne dön, insanlık, insanların derdi ile uğraşmaktır, gönülde
sarmaktır varmaktır, haksızlıkla yıkanı yıkmaktır, merhametle insanları sevmek,
hakka kul olmak hak yolunda düşmanı zalimi yıkmaktır. Dünya çıkarı için yalan söyleme,
yakışmaz insana Müslüman’a, güven duyulan güven veren ol.”Ateşle oyun olmaz,
yaşta yanar kuruda, Huzurlu bir gelecek miras kalmaz geride” ateşle oynama ateş
yakar, sen ateşi söndürenden/Söndürenlerle olmazsan senide yakar bu ateş. Ateşi
taşıyan düşman da merhamet insanlık yoktur, kendi çıkarı için gözünü kırpmadan
öldürür yakar yıkar, huzuru yok eder, insanlığı yakar, yarınlara huzur bir
gelecek bırakamazsın aman dikkat.
Kâh oturdun kâh kalktın, görünür var gözüne
Neler olup bitiyor perdenin arkasında,
Mahir sen de aldırma, herkes kendi yasında.
Neden bunlar olurken ses çıkarmadın baktın perdenin arkasında bir oturdun
bir kalktın başka bir şey yapmadın, olanlar ortada sonucu belli yıkım, perdenin
arkasında bu oyunu oynatanların niyeti belli yıkım… Mahir kardeşim en sonunda
bir canlılık hareket görmeyince tek başına kalınca, kendine ”Mahir sen aldırma,
herkes kendi yasında” toplumu meydana getiren bireyler tek başına olunca,
anında yıkılan, toplum olunca aynı değer amaç vatan bayrak kardeşlikle olunca
yıkılmayan olurken, hiç kimse bunun sancısını toplumun yıkımını değil, kendi
çıkarının yıkımı ile yas tutarken, toplumu yıkmaya çalışan düşman son sürat
gelirken, herkesin başı önünde yasını tutarken, toplumu yarın düşünmeden
gözyaşını dökmektedir, döksün ama bugün değil, düşmanı yok ettikten tehlikeyi
bertaraf ettikten sonra, beraberce ağlayalım demektedir kardeşimiz. Mahir
kardeşimize teşekkürler ediyorum bu güzel şiiri ile bize bu duyguları
yaşattırdığı, içten gelen duyguları coşkulu bir dille bize yansıttığı için
çabası emeği için, toplumsal mutluluk için gayret içinde olduğu ve yaklaşan felaketleri bu
güzel anlatımı ile yazdığı için, bu tahlil ile aklımı/ aklımızı fikrimizi diri
tuttuğu için.
Mehmet Aluç