Bu Blogda Ara

şair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Nisan 2018 Perşembe

Sorular Gülümsetecek Cevaplarınızı Bekliyor…




 

 






















Soru 1

Sizce şiir, şairin gönlündeki gülümsemesinin dışa vurumu mudur?
 
Soru 2

Sizce şair, şiirleriyle zor yaşam şartları içinde kolay hayatı zora sokanlarla mücadele edilmesi gerektiğini anlatan mıdır?
 
Soru 3

Şair sadece kendi içsel sıkıntılarını ve ruh dünyalarındaki kırılmaları dile getiren midir, yoksa toplumda ki içsel sıkıntıları ruh dünyamızdaki eksikliklerini şiirleriyle anlatan mıdır?
 
Soru 4

Şair kendi iç dünyasını mı eserlerine yansıtmayı tercih etmiştir, yoksa toplumun iç dünyasını mı eserlerine yansıtarak yazmıştır?
 
Soru 5

Şair şiirleriyle, çevreye ters düşen toplumun vicdanını yaralayan yaşama bakış açısını bir nebze de olsa değiştirmek ve güzelleştirmek için şiirleriyle gülleri diken ve serpen midir?
 
Soru 6

Şair şiirleriyle dünyanın karanlık tarafını anlatırken onun karşısında yer alan aydınlık kısmıyla beraber anlatan gösteren, bu yola gönlünü koyarak sererek yola çıkan mıdır?
 
Soru 7

Şair hem kendi dünyasında hem de toplumun hem de bireysel insan ruhunda oluşturduğu boşluklar, bunaltılar ve huzursuzlukları tespit etmek için araştıran bu çarpıklığı tezat’ı tespit ederek yazan mıdır?
 
Devam Edecek İnşallah
Mehmet Aluç 

10 Nisan 2018 Salı

Monolog Röportaj- Şair, Kendi Ruh Dünyasının Dışa vurumunu Yansıtır Mı Şiirlerinde?




-Saygıdeğer okuyucularımız sizler için şiirden anlamsal bir fikir rüzgârı estirerek hece ve söz dizimiyle beraber olarak farklı çıkarımlar anlamlar yükleyerek, gönül dünyamızı süslemeyi amaçla edinen şair ve şiirin etkisini anlatmaya devam ediyoruz.  Farklı bakış açısıyla değişik düşüncelerin atmosferinde hoş geldiniz diyorum. Sizlerle beraber farklı bakış açısıyla fark edilmesi için beraberce yol alacağız. Sayın Gülveren, şair gönlün hislerin duygulara hâkim olmayan ruh haliyle karamsarlık ve bunalımla ona etkin olan aynı eksende etki yapan psikolojisinin etkisi altında kalarak şair, genellikle kendi ruh dünyasının dışa vurumunu yansıtır mı şiirlerinde?

-Şair duygu ve hisleriyle kaleme aldığı şiirleriyle, yanlış olan toplumun tutarsız davranışları ile çevreye ve yaşama bakış açısıyla bir nebze de olsa değiştirmek güzellik katmak için çaba sarf edendir şair, etrafında olup bitenlerle ilgilenirken, karamsar ve mutsuz tutumundan ruhun dışa vurumunun olumsuzluğunu yok ederek kurtulmaya çalışmasıdır şair için şiir… Bu süreçte veya aynı zamanda yaşamdaki sıkıntıları çeken toplumla yaşarken, bunalıma sokan havasını toplumla yaşarken, bu bunalımını şiirlerine yansıtmadan göğüs germek yazmak zorunda kalarak mücadele edendir şair, şiirde mücadele etmesi için onu deşarj edendir. Bu süreçte hem kendine hem de bireyi huzura ve kurtuluşa götüren ve dengeyi sağlayıcı bir unsur olarak dengeleyici bir terazi olmayı göze alandır. Bazen şair hecelerle kendini frenleyemezken, karamsar dışa vurumunu şiirlerine nadiren yansıtır.

Şair bunları duyumsarken hissederken ruh haliyle etkilenmemesi mümkün değildir… Hayatın çarpıklaşan gidişatından, gelişen bir yaşam tarzının ortaya çıkarmadığı düş kırıklıkları toplumu da ve şairi de, umutsuz ve karamsar bir ruh hâline elbette sokacaktır. Şairdeki farklılık hecelerin gülümseyen hissettiren adımlarıyla yol aldığı araştırma bulma aşamasında her an olduğu için, bu ruh hâli ile kendi içine kapanan değil kapananları kapanmamaları için uyaran, kendini toplumdan soyutlayarak, toplumla bireyle bu karamsarlığı yaşarken, üzerinde atarak topluma bu karamsarlığın atılması gerektiğini söyleyendir. Bu karamsarlıkla acının ve hüznün etkisinde kalan ve yaşadığı ortama yabancı bir tavır sergilemeyen şair, bundan kurtulması hiçte kolay değildir lakin onun şair olmakla şiir yazmakla edindiği misyonla, ruhunda eksikliği umutla doldurarak umudu vazgeçmemeyi yürümeyi varmayı anlatandır. Bir bakımda şair için şiir bir terapidir, sonrasında toplum için terapidir.

-Siz kısacası şair, karamsar ruh halindeyken gelecek hakkında ümitli olmaya ve iç dünyasını saran karamsarlığı ve yalnızlığı önce kendisinde sonra toplumun üzerinde ortadan kaldırmaya çalışır diyorsunuz şiirin yazmanın terapisi ile…

 -Evet, aynen dediğiniz gibi, şair kendi içinde sürekli bir yalnızlık ve mutsuzluk hissetse de bu yalnızlığı somutlaştırmak için bir yerlere kaçma arzusunda bulunan değil, şiirle toplumla buluşan ve bu buluşmayla tüm olumsuz belirsizliğin meydana getirdiği hatta oluşturduğu sıkıntılara, önce kendi tahammül etmeye çalışır, sonra topluma düzeltmek için el ele tahammül ederek düzeltmek için formülü beraber arayalım diyendir. Yani ben biliyorum diyen değil, biz istişare ederek biliriz diyendir.

Terennüm ediyor güzel sözlerin şiirle ey şair
Yazdıklarının hepsi elbette ki hayata dair
Sen şiirlerinle ararsın farklı olacak bir fikir
Katarsın toplumu içine olursunuz elbet bahir
Böyle olunca nasıl olmasın şiirlerin beğenilir
Sensin ey şair şiirlerinle toplumla ağzı dili gönlü bir

-Şair, şiirleriyle toplumun ruhsal durumunun dışa vurumu olan hecelerin sözlerin analizinde geçirerek topluma bu hislerin bir çıkış yolunun muhakkak var olduğunu söyleyendir şair şiirleriyle.

Mehmet Aluç


Bahir: Deniz

6 Nisan 2018 Cuma

Monolog Röportajımızla Şiirle Gönüllerde Gezmeye Devam Ediyoruz.






-Sayın Okurlarımız yine bir Monolog Röportaj ile karşınızdayız. Hayatı kendimizi şiiri sorgulamak içinde miyiz dışında mıyız şiirin ve şiirlerin, nefese gülümseme katan gülüşünü görebiliyor muyuz diyerek, yine baş başa irdelemeye çalışacağız gönüllerde gezmeye devam edeceğiz kabul buyurursanız. Kendimizi sorgulamak yaşamın merkezinde şiirle var mıyız, yoksa şiirsiz gülümsemesiz siyah beyaz hayatımızla tüm renklerden uzaklarda mı yaşıyoruz diyerekten, gönül kapınızı çalarak usulca geldik. Bu haftaki konuğumuz Ozan ve aynı zamanda şair Âşık Gülveren. Sayın Ozan Âşık Gülveren hoş geldiniz. İnsan düşüncelerini sevinçleri umutlarını yarına dair düşüncelerini, kalemi alınca şiirle yazı ile yazınca o yazı ile güzel düşler kurunca mutlu oluyor diyorsunuz, dünden önce olanlar birer hatıra olarak herkes bir yerde saklarken, siz ozan ve şair veyahut da yazar olarak, açığa çıkararak insanların okuması, size hatırayı zedelemek hatıra olmaktan çıkaramak adına, biliniyor olması rahatsızlık vermiyor mu acaba?

-Öncelikle hoş bulduk, bana bu fırsatı vererek gönlümdeki duyguları şiirleri okuyucularımla paylaşmak adına, imkân verdiğiniz için teşekkürler ederim. Bana göre hatıralar saklanmak için değil, yaşanılan düne ait ne varsa, eğrisi doğrusu ile yeniden gözden geçirerek tekrar yaşanarak anlatılarak, hatıra olmaktan çıkararak ders almak adına, başkalarının da ders almasına vesile olmaktır derim. Anıların yalnız bir köşede saklı durması bizi de yalnızlığa itmesi götürmesi hem bize hem de anılara, azap vermektedir. İçinde gezerek tekrar gözden geçirerek, gönlü güzel okuyucularımla paylaşmak onlardan eleştiri alarak yanlışı okuyucularla düzeltmekten zevk alıyorum. Paylaşmayı yazmayı insanları seviyorum.

-Şiir okumamak, roman deneme okumayan insanların bunların gülüşünden yoksun kaldıklarını, ne kadar gülümserlerse de, karşındaki gönlü ısıtamıyorlar kucaklayarak saramıyorlar diyorsunuz, kendimiz ifade etmek adına okumak yazmak mı gerekiyor?

-Yazmak her insanın kârı değildir, istek arzu çaba olacak ve en önemlisi de Allah C.C. gönlüne dokunmuş olması gerekiyor olacak. Okumak kucaklamaktır sarmaktır varmaktır, güzel olanı bulmaktır. Tüm olumsuzlukları bir kenara atarak, kendini bir güzellikle gönül içinde gezinirken bulmaktır. Nefret ile kini anlatan bir şiir romanın okunacağı ve itibar göreceğini hiç sanmıyorum. Okuyucu ne okuyacağını okur ve gönlünde hissettiklerine tercüman oluyorsa gülümsetiyorsa okur, alır kucaklar ve kucakladığı o sevgiyi güzelliği, etrafına yayar ve gülümser ve gülümsetir. Kendini ifade etmenin kapısını açar, hiç belli olmaz bakarsınızı şair olur yazarda yazar hayat bu neler ne zaman karşımıza çıkacağı hiç belli olmaz. Gönül kapısını açarak dünyaya bakmaktır okumak, şair yazar içinde kapalı gönül kapısını açarak, dünya ya hecelerle kelimelerle okuyucularının gönlüne usulca bakmaktır yaklaşmaktır, gönül kapını usulca aç demektir.

-Türkiye de şair olmak karın doyuruyor mu?

-Türkiye de şair olmak çok kolay iki üç mısra yazdın mı şairsin ya da herkes böyle sanıyor. Şair olmak yazmak karın doyurmuyor maalesef! Şaire değer veren de yok, öncelikle bir işin olacak ve ondan sonra yazacaksın diyeceğim lakin günlük iş yorgunluğu stresi ile yazmakta olmuyor. Yüce Allah C.C.bana nasip olduğu gibi emekli olunca boş zamanlarında yazacaksın. Şiir yazdın roman yazdın yayınlatmak için paran olacak önce, şaşırmayın, Türkiye de getir eserini yayınlayayım diyen bir yayın evi yoktur bulamazsınız, öyle bir dünya da yoktur. En güzeli hobi diyerekten edebiyat sitelerinde yayınlamak, bununda pek faydası yok okuyucu yok ortada. İnternette binlerce kişi sörf yaparken, şiire edebiyata gelince hep es geçiliyor nedense! Edebiyat sitelerinde ancak şiir yazan şairler okuyor ve ötesine de gidilmiyor vesselam.

-Yine bir sözünüz var, şiir kendi dilinizle konuşarak, okuyucuların yani tanımadığınız insanların başkalarının olan dillerinin şiirle ortak bir dilde buluşmasına vesile oluyor demiştiniz, bunu bize daha geniş açıklar mısınız?

-Gönül diyelim yürek kalp diyelim, bunların çıkmayan sesine ses olmaktır şiir roman öykü denemeler. Bir anda bize bir anlam ve ifade etmeyen aramızda sevgi adına hiçbir şey kalmadı eşimle diyen bir insanın Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Hatırlama” şiirini okuyunca ne hissedeceğini kim bile bilir. Buyurun okuyalım:

HATIRLAMA

Sen akşamlar kadar büyülü, sıcak,
Rüyalarım kadar sade, güzeldin,
Baş başa uzandık günlerce ıslak
Çimenlerine yaz bahçelerinin.
Ömrün gecesinde sükûn, aydınlık
Boşanan bir seldi avuçlarından,
Bir masal meyvesi gibi paylaştık
Mehtabı kırılmış dal uçlarından.

Ahmet Hamdi TANPINAR

Bu şiiri okuyan ayrılığa koştuğu için pişman olmayacak mı acaba? O nazlı yârin güzelliğini tekrar hissetmeyecek mi acaba? Üstat Cahit Külebi’nin “Sevda Bahçesi “şiirini okuyan etkilenmez mi? Duygularına hislerine kara perdeler çektiği için, bunu okuyunca kara perdelerini açmaz mı? Buyurun okuyalım beraberce:

SEVDA BAHÇESİ

Bir gül mahzun durur bahçede
Yaprakları yorgun.
Sen pembe güllerin en pembesi!
Hasta solgun.

Bir gül taze durur bahçede
Yaprakları diri.
Sen beyaz güllerin en beyazı
Sabahlar kadar iri.

Bir gül baygın durur bahçede
Yaprakları serin.
Sen sarı güllerin en sarısı
Yağmur gibisin.

Pembe gül hülyandır açılmış,
Beyaz gül yanakların,
Sarı gül dağınık saçlarındır,
Ve mahzun kalbim ateş gibi
Yanan dudaklarındır.
Cahit KÜLEBİ

İnşallah
Devam Edecektir

Mehmet Aluç / Âşık Gülveren

Monolog Röportaj-şiir Gönülde Bir İz Bırakmıştır Bir Çiçek Açtırarak...


Monolog Röportaj-Şiir, Gönülde Bir İz Bırakmıştır, Bir Çiçek Açtırarak Kokusunu Bırakmıştır…



- Efendim az ara vererek tekrar karşınızdayız saygıdeğer okuyucularımız. Gayemiz gönülde bir gülümseme bırakmaktır ve bunun için hala büyük gayret ve çaba içindeyiz. Sayın Gülveren sizce şiir başkasının oluşturduğu düşünceyi için yaşadığı sıkıntı ve kederi onaylamak için mi yazılır? Kısacası evet senin yaşadıkların gerçektir bende biliyorum ve senin yanındayım demek için midir?

-Öncelikle teşekkürler ederim, şairin şiirin var oluş amacını bu kadar kısa ve derinden özü ile soru olarak sormanız ve içinde cevabını barındıran cevabı ile gönülden hissederek hem sorarak hem de cevaplayarak bana bir cevap bırakmadınız sizi gönülden tebrik ediyorum, biliyorum ki sizde benim gibi şiirle yatıp kalkıyorsunuz. İnsanın sorularına gülümseyerek cevap veren şiir, kendini tüketenleri bir bir anlatırken insan bazen bunun farkında olmuyor. Hala arıyor oysa şiirle mısra ve hecelerle karşısında duruyor, yıllar sonra şiirin bir kapısını açıyor bütün cevaplar beklediği gülümsemeler şifalar karşında yıllardır gelmesini bekliyor… Şiir o an okuyucuya beklediğinin kendisi olduğunu haykırarak, her şeyin sırrı kendisinden saklı olduğunu söylüyor. Haliyle insan bir anda şaşırıyor! Anlıyor yalanlara inanarak yalanın dilinin ne kadar acı olduğunu, kendisini boş uğraşlarla yollara sokarak kendisinden uzaklaştırarak, kendisinden habersiz yaşadığının farkına vardırır, şiir.

                  ŞİİR SEVMEYİ ÖĞRETİRKEN TERK EDİP GİTMEZ HEP YANINDADIR

Şiir sevmeyi öğretirken terk edip gitmez hep yanındadır, yalanın dilini parça parça ederken, hakikat sözleriyle konuşmasını sağlar. İnsan kendisini harap eden yollara atarak ıstırap çektiğini çektirdiğini görmez, bir süre sonra görende ne yapması gerektiğini bilmez. İşte şiir şairin duygu gözlemi hisleriyle burada araya giriyor, çektiklerinin ıstırap olduğunu bunu da kendi eliyle olduğunu söylerken, kendisinin sebebiyet verdiğini yine kendisinin yok edeceğini söylüyor. İnsan bazen düşünür ya ölüm mü rüya, rüya mı ölüm! Rüya ölümdür aslında, ölüm yeniden diriliştir, sonsuzluk kapısına açılan bir pencere… Yaşadığımız hayat rüyadır ölümle farkına vardığımız, bununla şunu anlatmak istedim, rüya ölümün yaşadığımız canlı halidir yani rüyada ölümü yaşayan insan, ölümle bu dünyada her şeyini bırakarak gidende yine insan, her şey insan içindir, her şey insanın kendi içindedir hatta âlem dünya insanın gönlündedir iç dünyasında gözlerine yansıyan bir yansımadır desek umarım yanlış söylemiş olmam. İşte Üstat Özdemir Asaf ağlayan birisinin ağlamasını hissederek yazmış. Hissettiklerini unutmak için ağlamak çaredir içindeki yarayı sökerek atmaktır, bazen yetmezse de üstünü ört diyor üstat… Bundan daha güzel gönül his birliği olabilir mi?

Ağlamak
Bazı acılarda yetmez
Bazı ölümlere
Örtüsüdür bazı acıların
Örter, örtülmez
Savunur bir süre
Ağlayanlar sevinmeli
Sevin ağlayabiliyorsan
Acılar art arda dinmeli
Durur bir nöbetçi gibi
Durur bir bekçi gibi
Zamana gülmeli gülmeli
Sevin ağlayabiliyorsan
Unutmanın kardeşidir ağlamak
Uyur uyanır yatağında duyguların
Düşüncenin kucağında hep çocuktur
Ağlamak.
Özdemir Asaf
Yalnızlık, yaşamda bir an,
Hep yeniden başlayan…
Dışından anlaşılmaz.
Ya da kocaman bir yalan,
Kovdukça kovalayan…
Paylaşılmaz.
Bir düşün’de beni sana ayıran
Yalnızlık paylaşılmaz
Paylaşılsa yalnızlık olmaz.
Özdemir Asaf

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif…
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü…
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin…..
                             Can yücel

ÂLEMLERİN RABBİ YÜCE ALLAH İNSANIN SURETİNE DEĞİL GÖNLÜNE BAKAR, BU NEDENLE ÇOK ŞANSLIYIZ HEM DE ÇOK BAHTİYARIZ, ÇÜNKÜ GÖNLÜMÜZDE ŞİİRLE HECELERİN MISRALARIN GÜLÜMSEMESİNİ TAŞIYORUZ

ve şiir devam eder bitmez, ömür bu âlemde bitince de bitmez, gönülde bir iz bırakmıştır, bir çiçek açtırarak kokusunu bırakmıştır içinde, insan dirilince yeniden duyar hisseder bu kokusunu, görür izleri, zaten. Âlemlerin Rabbi Yüce Allah insanın suretine değil gönlüne bakar, bu nedenle çok şanslıyız hem de çok bahtiyarız, çünkü gönlümüzde şiirle hecelerin mısraların gülümsemesini taşıyoruz, şöyle biraz daha geniş hayal dünyasına az dalın ne demek istediğimi gülümseyerek anlayacaksınız zaten vesselam.
Mehmet Aluç

Şiirlerim Ve Ben: Yaşama Hayat Neşe Katan İnsani Aktivitelerimiz ...

Şiirlerim Ve Ben: Yaşama Hayat Neşe Katan İnsani Aktivitelerimiz ... :       Yaşama Hayat Neşe Katan İnsani Aktivitelerimiz   Yaşama ha...