Bu Blogda Ara

şiir hakkında etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir hakkında etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Nisan 2018 Perşembe

Monolog Röportaj-Şiir Bir Hayalin Kapladığı Umutla Gülümsemektir Tesellidir-





        
-Sayın Gülveren sizce şiir, şair için bir hayalin kapladığı umutla gülümsemeyle hayata uyum sağlaması mıdır? Diğer bir deyimle topluma okuyucusuna umut gülümsemeyle ruhunuzu sarsın bu gülümsemesi ile sizi sarsın demek için yazmak mıdır şiir?

-Aynen dediğiniz tam dediğiniz gibidir. Umut olmadan gülümseme olmadan insan yaşayamaz adım atamaz, ne kadar umutsuzluk karanlık olsa da, umut gülümsemesi ile o karanlığı kaplayan yok eden bir güneştir. Ümitsizlik yaralasa da umut her zaman eliyle sarar yaralarımızı, umudun hayali heyecanıdır şair için şiir, umutsuzluğun ruhumuzda açtığı derin yaraları sarmaktır şiir, hecelerin gülümsemesi ile sevgiyle sarılmanın güzelliğini hatırlatan dizelerle şiir. Şair önce kendisini bu terapi ile iyileştirir sonra toplumu okuyucusunu iyileştirir, yani bir taşla beş on kuş vurmaya benzer bundan daha güzel bir kazancı bulmak çok zordur mümkünde değildir. Orhan babanın da belki demek istediği de budur “Bir Teselli ver” derken. Orhan Babanın hoş görüsüne sığınarak yazıyorum.

Bir teselli ver,
Bir teselli ver,
Bu yalnız kalan mecnuna,
Bir teselli ver.
Bir teselli ver ey şair şiirlerinle

Sevenin halinden,
Sevenler şairler anlar,
Gel gör şu halimi ey şair,
Bir teselli ver şiirlerinle.

-Gerçek olan umuttan kopmadan yaşamak umut dolu hayallere sığınmak her zaman yaşamanın gülümseten kapısını açmaktır şiir gibi gülümseme sarılmak sarmak gibi, şiir aslında bir terapidir 
tedavidir vesselam.


Mehmet Aluç

6 Nisan 2018 Cuma

Monolog Röportaj -Okurun Düş Gücünü Ortaya Çıkarmak-1-








-Sevgili okurlarımız monolog röportajımıza uzun bir aradan sonra kaldığımız 
yerden devam edelim, tekrardan hoş geldiniz Sayın Gülveren.

-Hoş bulduk.

-Kendinize hiç sordunuz mu acaba? Yazdığım nedir? Yazmam gerektiği için mi yazıyorum? Yoksa yazarak kendinizi mi avutuyorsunuz? Yoksa kendinizi mi buluyorsunuz?

-Teşekkürler ediyorum size, beni okuyucularımla tekrardan buluşturduğunuz için. Yazmak nedir? Yazarın ya da şairin içerik açısından gönül zenginliği ile akıcı gönlü okşayan bir dille, okuyucunun anını dünyasını hayatını zor günlerini hislerini duygularını samimi bir havada kaleme alarak yazmak, duyguları hisleri bilinçaltında meydana çıkararak canlı tutmak, aynı noktaya bakarak derinlemesine duygularımızı hecelerle mısralarla paylaşmak değil midir? Belli bir düşünceye varmak zorlaştıkça ve şiirle yazı ile kolaylaştığına ve bizi bir çatı altında topladığına göre yazmak bir gerekliliktir. Paylaşma noktasında sıkıntıya düşüyorsak, daha çabuk sezmek adına heceleri mısraları bir ahenk gülümseyen bir dil olarak kullanmak varken, neden yazmayayım? Neden hem kendimi hem de okuyucuyu düşüncenin özgür atmosferi altında oturmasına kendisini görmesine, bizi bizden uzaklaştıran meselelerin ne olup olmadığının farkına varması varken neden kendimi okuyucuyu avutayım, gerçekler göz önünde bakmayı görmeyi beklerken? İnsanlar bu dünyanın geçici süsüne aldanırken bir anlığına bunun yalan olduğunu bir şiirler hece ile mısra ile anlatmak varken ve bu gerekli iken neden yazmayayım neden yazmayalım? Bir parçalanma bir belirsizlik varsa ortada, bunu neden belirgin görünür kılmak adına parçalanmayı tam bütün yapmak adına yazmayalım söyler misiniz? Bu sorular devam eder gider, okurun düş gücünü ortaya çıkarmak, düşler ülkesinde gezdirirken bu düşlerini hayata geçirmesine imkân olanak hatta kapı açmak var iken neden niçin yazmayayım? Bir biri ile pekişmeyen gündelik ilişkilerimizin keşmekeşliğini, anlamsız bakış açısı ile dünya kaygısına düşerek birbirimizden uzaklaşmamızın hezeyanını anlatmak bunu okuyucun görüşünü alarak, hislerine tercüman olarak yazmak kadar güzel ne olabilir? Yazarken kendimi içinde bulmam okuyucuların dertleri ile ilgilenirken kendi derdime çare bulmam kadar güzel ne vardır? Yazarlarımız arasında kopukluk varken herkes kendisini tek sahibiymiş gibi görmeye çalışırken… Bizler fikirlerin hecelerin mısraların okuyucuyu güldürmesi hayatı daha güzelleştirmesi için birer söz hamalı iken neden yazmayayım yazmayalım?

Her güzelliği paylaşalım sağlığımızda
Şiirler güzellikler olsum her yanımızda
Etrafımızda gülücükler sarılmalar görelim baktığımızda
Gönülden gönül’e gülümseyerek varalım yazdığımızda

-Bu kısa dörtlükle kısaca ne demek istediğinizi anladık. Sizce insanın sevgiden umudundan hayallerinden vazgeçmesi, psikolojik anlamda ezilmesine ve ruhuna kendi eli hançerlemesine sebebiyet verir diyorsunuz, bize bunu daha geniş bir fikir rüzgârına kaptırarak açıklar mısınız?

-Evet, hatırladım, insan hislerini duygularını umudunu bilinçaltında yığdıkça, yığdığı o bilinçaltında yer kalmayınca karanlık bir köşeye attıkça o karanlık, fikirdeki o aydınlık yeri de zamanla kaplayacak, hatta nefes alınamayacak bir sıkışıklıkla boğacaktır. Karmaşıklıklar çözülmedikçe hani dediğimiz var ya hiç çözülemeyen Arap saçı benzetmesi vardır ya, işte karmaşıklıklar çözülmeden, birbirine geçen saç tellerini birbirinden ayırmadan nasıl düzeltmek mümkün değilse, bizlerde bu sevgimizden umudumuzdan hayallerimizden vazgeçmemeliyiz. Bir ara dinlenmeye alabiliriz, inşa etmek için şu anda elimizde malzeme yoksa şeklini çizebiliriz, işte şiirde bunun gibidir vazgeçmemek adına belki bir kısa süreliğine inşa etmeden önce şeklini çiz demektir. Çekingen davranma tutukluk yapan hislerini yeniden gözden geçir, öyle yola çık demektir. İnsanın kısır bir döngünün baskısından ancak şiirle yazacağımız denemelerle çıkmanın kapısını açabiliriz. Duygular hayaller hisler gönülde baskı altında tutmamız için bizlere verilmedi ki, gönülden gezerken bir gülümseme bir dokunuşla gül bahçeleri açmamız için bize verildi. Şiirde bir gülümseme ve dokunuştur, gül bahçelerini açtırmaktır vazgeçme yoluna devam et demektir, sevmektir sevilmek gülümsemek güldürmek sarmaktır… 

Duygularımızı dışa vuramıyorsak, şiirle bir iki mısra ile belirgin görünür kılabiliriz zaten şiir bunun için vardır. Yoksa bu güzellikleri bilinçaltında baskı altında tutmak demek onların yerine mutsuzluğu bencilliği yerine koymak demektir ki bunlarda insanı mutlu etmiyor. Düşünün fikrinizle bir odanın içindesiniz ve kapıyı açmak için doğrulmak kalkmak yerine, yerde bir sağa bir sola yuvarlanarak kapıyı açmayı denemeye başlıyorsunuz bu şekilde kapı açılır mı? Açılmaz tabi ki, kalkarak elimizle açmamız gerekirken… Kısacası kendimizi gizlemek görünmez yapmak bizi mutlu etmez görünen varan saran giden olmalıyız, zaten şiirde bize bunları anlatıyor söylüyor. Yoksa saklanarak her an şok dalgaları altında şoku yaşamamız için bu dünyaya da gelmedik… Farklı olmak farklı olanı gönlü dünyamızı güzelleştireni seçerek farkımızı göstermeliyiz hissettirmeliyiz. Şiir hiçbir zaman insanın kendine mahsus olan özelliklerini yitirmeden yol almasını, hissiz bir varlık haline gelmeden hissettiklerini söylemesini yaymasını eksik olan yerde bu eksikliği tamamlamasını söyler, buda şairin gönlünde süzülerek hecelere mısralara ve oradan da okuyucuya yansır. Üstat ne güzel diyor dinleyelim hissedelim isterseniz.

 Umut Yaprakları

“Öyle bir ilkyaz ol ki korkut yaprakları,
Öyle bir son yaz ol ki tut yaprakları,
Sararıp dökülürken güz rüzgârlarında
Ardında savrulsunlar, unut yaprakları.
Sevinçlerinde onlar vardı, hüzünlerinde onlar
Seninle yeşerdiler, seninle soldular.
Olsunlar senden sonra da umut yaprakları.”
                                                Özdemir Asaf
Anadolu
“Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip…
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının…
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.“
                     Ahmed Arif
 Uyan
“Hadi uyan
Aydınlığa çık da çil gözlerin ışısın
İlkyazlar sıcağı biriksin yüreğine
Yoksul olsan da uyan
Garip olsan da uyan
Mademki güzelsin, güzeli yaşatmak için
Mademki iyisin, iyiliği yaşatmak için
Mademki umutlusun, umudu yaşatmak için“
                                                          Metin Eloğlu
-Teşekkürler ederim, bir kısara verelim tekrardan devam edeceğiz, bir çay molası diyelim arınma varma anlama arası molası diyelim lakin reklam arası demeyelim, diyerekten buyurun birer çay içelim haydi şirketten diyeceğim lakin okuyucularımızın gelmesi gerekir onları yormayalım kısa bir ara verelim gülümseyelim.
Mehmet Aluç


Monolog Röportaj-şiir Gönülde Bir İz Bırakmıştır Bir Çiçek Açtırarak...


Monolog Röportaj-Şiir, Gönülde Bir İz Bırakmıştır, Bir Çiçek Açtırarak Kokusunu Bırakmıştır…



- Efendim az ara vererek tekrar karşınızdayız saygıdeğer okuyucularımız. Gayemiz gönülde bir gülümseme bırakmaktır ve bunun için hala büyük gayret ve çaba içindeyiz. Sayın Gülveren sizce şiir başkasının oluşturduğu düşünceyi için yaşadığı sıkıntı ve kederi onaylamak için mi yazılır? Kısacası evet senin yaşadıkların gerçektir bende biliyorum ve senin yanındayım demek için midir?

-Öncelikle teşekkürler ederim, şairin şiirin var oluş amacını bu kadar kısa ve derinden özü ile soru olarak sormanız ve içinde cevabını barındıran cevabı ile gönülden hissederek hem sorarak hem de cevaplayarak bana bir cevap bırakmadınız sizi gönülden tebrik ediyorum, biliyorum ki sizde benim gibi şiirle yatıp kalkıyorsunuz. İnsanın sorularına gülümseyerek cevap veren şiir, kendini tüketenleri bir bir anlatırken insan bazen bunun farkında olmuyor. Hala arıyor oysa şiirle mısra ve hecelerle karşısında duruyor, yıllar sonra şiirin bir kapısını açıyor bütün cevaplar beklediği gülümsemeler şifalar karşında yıllardır gelmesini bekliyor… Şiir o an okuyucuya beklediğinin kendisi olduğunu haykırarak, her şeyin sırrı kendisinden saklı olduğunu söylüyor. Haliyle insan bir anda şaşırıyor! Anlıyor yalanlara inanarak yalanın dilinin ne kadar acı olduğunu, kendisini boş uğraşlarla yollara sokarak kendisinden uzaklaştırarak, kendisinden habersiz yaşadığının farkına vardırır, şiir.

                  ŞİİR SEVMEYİ ÖĞRETİRKEN TERK EDİP GİTMEZ HEP YANINDADIR

Şiir sevmeyi öğretirken terk edip gitmez hep yanındadır, yalanın dilini parça parça ederken, hakikat sözleriyle konuşmasını sağlar. İnsan kendisini harap eden yollara atarak ıstırap çektiğini çektirdiğini görmez, bir süre sonra görende ne yapması gerektiğini bilmez. İşte şiir şairin duygu gözlemi hisleriyle burada araya giriyor, çektiklerinin ıstırap olduğunu bunu da kendi eliyle olduğunu söylerken, kendisinin sebebiyet verdiğini yine kendisinin yok edeceğini söylüyor. İnsan bazen düşünür ya ölüm mü rüya, rüya mı ölüm! Rüya ölümdür aslında, ölüm yeniden diriliştir, sonsuzluk kapısına açılan bir pencere… Yaşadığımız hayat rüyadır ölümle farkına vardığımız, bununla şunu anlatmak istedim, rüya ölümün yaşadığımız canlı halidir yani rüyada ölümü yaşayan insan, ölümle bu dünyada her şeyini bırakarak gidende yine insan, her şey insan içindir, her şey insanın kendi içindedir hatta âlem dünya insanın gönlündedir iç dünyasında gözlerine yansıyan bir yansımadır desek umarım yanlış söylemiş olmam. İşte Üstat Özdemir Asaf ağlayan birisinin ağlamasını hissederek yazmış. Hissettiklerini unutmak için ağlamak çaredir içindeki yarayı sökerek atmaktır, bazen yetmezse de üstünü ört diyor üstat… Bundan daha güzel gönül his birliği olabilir mi?

Ağlamak
Bazı acılarda yetmez
Bazı ölümlere
Örtüsüdür bazı acıların
Örter, örtülmez
Savunur bir süre
Ağlayanlar sevinmeli
Sevin ağlayabiliyorsan
Acılar art arda dinmeli
Durur bir nöbetçi gibi
Durur bir bekçi gibi
Zamana gülmeli gülmeli
Sevin ağlayabiliyorsan
Unutmanın kardeşidir ağlamak
Uyur uyanır yatağında duyguların
Düşüncenin kucağında hep çocuktur
Ağlamak.
Özdemir Asaf
Yalnızlık, yaşamda bir an,
Hep yeniden başlayan…
Dışından anlaşılmaz.
Ya da kocaman bir yalan,
Kovdukça kovalayan…
Paylaşılmaz.
Bir düşün’de beni sana ayıran
Yalnızlık paylaşılmaz
Paylaşılsa yalnızlık olmaz.
Özdemir Asaf

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif…
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü…
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin…..
                             Can yücel

ÂLEMLERİN RABBİ YÜCE ALLAH İNSANIN SURETİNE DEĞİL GÖNLÜNE BAKAR, BU NEDENLE ÇOK ŞANSLIYIZ HEM DE ÇOK BAHTİYARIZ, ÇÜNKÜ GÖNLÜMÜZDE ŞİİRLE HECELERİN MISRALARIN GÜLÜMSEMESİNİ TAŞIYORUZ

ve şiir devam eder bitmez, ömür bu âlemde bitince de bitmez, gönülde bir iz bırakmıştır, bir çiçek açtırarak kokusunu bırakmıştır içinde, insan dirilince yeniden duyar hisseder bu kokusunu, görür izleri, zaten. Âlemlerin Rabbi Yüce Allah insanın suretine değil gönlüne bakar, bu nedenle çok şanslıyız hem de çok bahtiyarız, çünkü gönlümüzde şiirle hecelerin mısraların gülümsemesini taşıyoruz, şöyle biraz daha geniş hayal dünyasına az dalın ne demek istediğimi gülümseyerek anlayacaksınız zaten vesselam.
Mehmet Aluç

Şiirlerim Ve Ben: Yaşama Hayat Neşe Katan İnsani Aktivitelerimiz ...

Şiirlerim Ve Ben: Yaşama Hayat Neşe Katan İnsani Aktivitelerimiz ... :       Yaşama Hayat Neşe Katan İnsani Aktivitelerimiz   Yaşama ha...